08.07.2026 - 20:17 | Son Güncellenme:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan NATO Zirvesi sonrası önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirvesi'ni az önce başarıyla tamamladık.
Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir yük paylaşımı suretiyle askerî kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO'nun temellerini Ankara'da atmış bulunuyoruz.
Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak Soğuk Savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere, bölgemizdeki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askerî yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerideyiz.
ERDOĞAN'DAN TRUMP'A TEŞEKKÜR
Zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey'de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifaka yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık.
NATO Ankara Zirvesi'nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu Türkiye'ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Biliyorsunuz, Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyoruz.
NATO'nun 1952 yılından beri üyesiyiz. Kara Kuvvetleri'nin tarihi 2.235 yılı aşan, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO'ya üye olmakla ittifaka yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda iki bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık.
TÜRKİYE EMANETE HAKKIYLA SAHİP ÇIKTI
NATO'nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır. İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan ve gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk. NATO'nun harekât ve misyonlarıyla ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız.
İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız. F-16 uçaklarımız, ağustos ayından itibaren NATO Hava Polisliği Misyonu kapsamında Estonya'da konuşlanacak. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı; üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretimden oluşan üç boyutlu derinlik sağlar. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü sacayakları olacaktır.
Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında ve savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken, diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.
"NATO BİRBİRİNE GÜÇ KATAN MÜTTEFİKLERİN İTTİFAKI OLMALIDIR"
Bu sabahki konuşmamda da ifade ettiğim gibi, Avrupa Birliği'nin savunma alanındaki girişimleri NATO'yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği liderliğinin dikkatine getiriyorum. Şurası bir hakikattir ki Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dâhil edilmediğinde bu girişimlerin etkisi çok sınırlı olacaktır. Diğer yandan, müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler her ne kadar azalmış olsa da hâlen devam ediyor. Bunların amasız, fakatsız bir biçimde en kısa sürede kaldırılması gerekiyor. Bu hususa zirve bildirisinde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık.
Şunun altını bir kez daha çizmek zorundayım: NATO, birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır. Zirve kapsamında ev sahipliği yaptığımız Savunma Sanayi Forumu vesilesiyle, NATO'nun savunma sektörüyle daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi müttefikler tarafından kabul edildi.
TERÖRİZM TEHDİDİNE DİKKAT ÇEKTİ
Terörizm, NATO'ya yönelik iki ana tehditten biridir. Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara Zirvesi'nde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kez daha vurguladık.
Görüşmelerimizde Ukrayna'da beşinci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratma savaşına dönüşen bu muharebede her ay on binlerce zayiat verilmektedir. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik.
Ülkemizin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
İnşallah 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağız. 29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Liderler Zirvesi'ni yine burada, başkentimiz Ankara'da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 19-20 Kasım tarihlerinde COP31 İklim Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz.
NETANYAHU VE MİÇOTAKİS'İN AÇIKLAMALARI
Her iki açıklamanın da benim dünyamda bir yeri yok. Zira Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü bellidir. Sayın Miçotakis'in ise böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi.
Biz bugüne kadar Sayın Miçotakis'e, Yunanistan için aldığı savunma araçları konusunda "Bunları niçin aldın?" veya "Niçin alıyorsun?" diye herhangi bir eleştiride bulunduk mu? Hayır. Hâlbuki kendisi bizim kapı komşumuzdur. Böyle bir şey söyleme imkânımız elbette olabilirdi. Ancak buna gerek duymadık.
Yunanistan alabilir, satabilir. Türkiye ise bugün bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında elbette satın alma hakkına da sahiptir.
"BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİN"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35'lerle ilgili soruya "Bizi izlemeye devam edin." şeklinde yanıt verdi.
İkili ilişkilerimizin geliştirilmesi konusunda gerek Sayın Başkan gerekse bizler mutabıkız. İşte en önemlisi, az önce de gündeme geldiği gibi F-35 konusu. F-35 konusunda da Sayın Trump, aslında Türkiye'ye yönelik olumlu bir yaklaşım içerisinde. İnşallah F-35'lerin Türkiye'ye teslimi gerçekleştiği anda da bütün dünya, "Amerika verdiği sözü tuttu." diyecektir.
ÇELİK KUBBE KONUSU
Çelik Kubbe Projesi, aynı zamanda NATO'nun bulunduğumuz bölgedeki en güçlü savunma unsurlarından biri olacaktır. Bu konuda bütün adımlarımızı attık. Çelik Kubbe'de Türkiye her geçen gün daha da mesafe alıyor. Bunları zaman zaman kamuoyuna da sergiledik, sergiliyoruz ve sergilemeye devam edeceğiz. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var.
RUHBAN OKULU SORUSU
Miçotakis'in özellikle Ege Denizi'ndeki sorunları çözme konusundaki düşüncesini ben de aynen paylaşıyorum. İnşallah ilk aşamada dışişleri bakanlarımız görüşür, daha sonra gerekirse biz de masaya oturur ve bu konuyu ele alırız. Ama şunu açık ve net söyleyeyim ki sorunları çözmek birinci derecede liderlerin görevidir. Bu konuda aynı düşünceyi ben de paylaşıyorum.
"SORUN ÇÖZÜLMEZ" DEMEM
Daha adil bir dünya mümkün. Biz buna çalışmamız gerekiyor. Bunun için de hep birlikte düşünen, uygulayan ve bu konuda adım atan siyasetçilerin kararlı bir şekilde yürüyüşünü sürdürmesi gerekir. Ben "Bu sorun çözülemez." demem. Tam aksine, çözeriz diyorum. Hep birlikte bu adımı inşallah atacağız. Bu adımı atması gerekenlerin içerisinde başta Sayın Trump olmak üzere tüm dünyadaki siyasetçilerin bu konuya yürek koyması, el vermesi gerekir. Derdi barış olanlar bu işe katkı sunmalıdır.

Milliyet.com.tr Dış Haberler Editörü Batıkan Altaş: Türkiye'nin İHA ve SİHA teknolojilerindeki tecrübesini aktarmak amacıyla NATO'ya akredite edilmesi planlanan İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi teklifi müttefikler tarafından nasıl karşılandı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu konuda, mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde yer alan arkadaşlarımız gerekli açıklamaları zamanı geldiğinde yapacaklardır. Türkiye olarak bu alanda belli bir imkâna ve güce sahibiz. Gerek sahip olduğumuz kabiliyetleri gerek imkânlarımızı, gerekse mükemmeliyet merkezlerimizin çalışmalarını ve bunların artışını tüm dünyaya gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz.
Bu noktada Baykar önemli bir örnektir. Bu süreç başarıyla devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinden ciddi siparişler alıyorlar ve almaya devam ediyorlar. Bu da gösteriyor ki insansız hava araçlarımız, İHA'larımız ve SİHA'larımız dünyada güçlü bir karşılık bulmuştur.
15 TEMMUZ VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
15 Temmuz konusunda ve terörsüz Türkiye sürecinde hükümetimiz önemli bir başarı elde etti. Bugün artık Güneydoğu'da ve Doğu'da çobanlarımız yaylalarda rahatlıkla hayvancılık yapabiliyor, sürülerini otlatabiliyor. Hatta sürülerini gönül rahatlığıyla evlatlarına emanet edebiliyorlar. Böyle bir ortamı yakaladık.
Aynı şekilde nehirlerde ve ırmaklarda insanlar özgürce yüzebiliyor. Bu günlere geldik. Bölgede toplantılarımızı ve mitinglerimizi en geniş katılımla gerçekleştirebiliyor, özgürce yapabiliyoruz. Demek ki terörsüz Türkiye sürecini ciddi bir noktaya taşımış bulunuyoruz.
YAPTIRIMLARLA İLGİLİ SON DURUM
Şu anda Amerika'nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Büyük oranda, büyük ölçüde bu yaptırımlar kalkmış vaziyette.
İşte şu anda Millî Savunma Bakanım burada, Genelkurmay Başkanım burada, Dışişleri Bakanım burada ve Cumhurbaşkanı Yardımcım burada. Hepsi de bu yaptırımların Türkiye'ye uygulanmadığını bizzat yaşıyor ve görüyor. Dolayısıyla böyle bir sıkıntımız yok. Herhangi bir sıkıntı yaşandığında da Sayın Trump, sağ olsun, aradığımız zaman 24 saat içinde bize dönüş yapıyor. Aynı şekilde 24 saat içinde gerekli cevabı da alıyoruz.
MEHTER EKİBİNE LİDERLERİN TEPKİSİ NE OLDU?
Hepsi de övgüyle bahsettiler. Tokalaşırken, "Gerçekten muhteşemdi." dediler. Hatta bazıları, "Biz Yeniçerilerinizi tanırız." ifadelerini kullandı.
İRAN - ABD MASASI DAĞILDI MI?
Masa kolay değil. Türkiye'de de biliyorsunuz altılı masa kurdular. Daha kurulmadan dağıldı. Bu ise farklı bir masa. Ama biz elimizden gelen her türlü gayreti ortaya koyuyoruz. Bütün mesele masayı sağlam tutabilmek. Bizim masamız ise kolay kolay dağılmaz.
KAAN MOTORLARI
Bu motorlarla ilgili konuyu ben Sayın Trump'la daha önce görüştüm. Kendileri olumlu bir yaklaşım sergilediler. İnşallah bu konuda bir sıkıntı olmayacak.
HÜRMÜZ BOĞAZI KONUSU GÜNDEME GELDİ Mİ?
Hürmüz Boğazı konusunda biz, Türkiye olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, yapacağız. Hürmüz Boğazı'nın bir savaş gölüne dönüşmesini istemiyoruz. Bunu başarabilirsek ne mutlu bize.
"GAZZE EN BÜYÜK İNSANİ FELAKETLERDEN BİRİ"
Gazze konusunu ben özellikle ve ısrarla gündeme getirdim. Üzerinde durdum. Gazze'yi Orta Doğu'nun en büyük insani felaketlerinden biri olarak görüyorum. İnşallah bu meselenin de bir an önce barışçıl bir çözüme kavuşturulması gerekiyor.
SAVUNMA SANAYİ ALANINDA ORTAK ÇALIŞMALAR
Takvim demeyeyim ama Sayın Trump'la bu konuda mutabık kaldık. Özellikle savunma sanayi ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda ortak çalışma yürütülmesi konusunda görüş birliğine vardık.
Hatta Türkiye'nin savunma sanayi alanında Amerika'ya yönelik atabileceği adımları da kendi aramızda değerlendirdik. Özellikle gemi inşa sanayii üzerinde durduk. Bu kapsamda fırkateynler olabilir, korvetler olabilir, farklı deniz platformları olabilir. Bunların hepsini konuştuk. Türkiye bunları yapabilir mi? Evet, Türkiye bunları kendi tersanelerinde yapabilecek kapasiteye sahiptir. Buna da muktedirdir.
