Sivas’ın Hiç Susmayan Melodisi: Datcu Yavuz Başar
Bazı insanlar vardır, yaşadıkları şehre sadece nüfus kaydıyla değil, attıkları her adımda bıraktıkları neşeyle bağlanırlar. Sivas sokaklarının, düğün salonlarının ve dost meclislerinin en renkli simalarından biri olan Yavuz Başar, nam-ı diğer Datcu, hayatla barış imzalamış nadir gönül adamlarından biridir.
Sahnelerden Kalelere: Çok Yönlü Bir Serüven
Yavuz Başar’ın serüveni 1970’li yıllarda Sivas’ın kristal avizeli düğün salonlarında başladı. Elinde mikrofonla sadece şarkı söyleyen bir yorumcu değil, ortamın enerjisini yöneten bir orkestra şefiydi. Ancak onun yetenekleri sahneyle sınırlı kalmadı:
-
Yeşil Sahaların Kalecisi: Gençlik yıllarında kaleyi korurken aldığı “Datcu” lakabı, hayat boyu dostlukları da kalede top tutar gibi sımsıkı tutmasını sağladı.
-
Mesleki Çeşitlilik: Öğretmenlikten gazeteciliğe, tıbbi mümessillikten köşe yazarlığına kadar pek çok alanda üretim yaptı.
-
Tıbbi Mümessillik Yılları: Hastane koridorlarını ve doktor odalarını ince zekasıyla birer tebessüm durağına çevirdi; ilaçtan önce moral dağıttı.
-
Üç Şehir, Tek Yürek: Sivas, Antalya, Balıkesir
1990 yılında Antalya’ya göç etse de Sivas ruhunu hep yanında taşıdı. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yıldızlarla yan yana geldi, gazetelerde kalem oynattı. Şimdilerde Balıkesir’de yaşamını sürdürse de onun kalbi bu üç şehir arasında mekik dokuyor.
-
Dijital Bir Hafıza: “Dostlarım ve Ben”
Yavuz Başar için bir insanla tanışmak, onunla bir hatıra karesinde buluşmak demektir. Sivas’ta ve gittiği her yerde neredeyse fotoğraf çektirmediği kimse kalmayan Başar, bu devasa arşivi sosyal medyadaki “Dostlarım ve Ben” grubunda toplayarak dijital bir şehir hafızası oluşturdu.
“Kırgınlığı olmayan, küslüğü bilmeyen bir adam… Bazı insanlar şehirde yaşar, bazıları ise o şehri yaşatır.”