Sivas’ın Unutulmuş Sultanı: İsmini Herkes Bilir Ama Kimse Tanımaz

0
AA1YxpJ9

Sivas’ın manevi ikliminde dolaşırken adına sıkça rastlanan ama hakkında konuşulduğunda derin bir sessizliğin çöktüğü bir isimdir Kadı Burhanettin. Şehrin göbeğinde, adını taşıyan mahallede mütevazı bir kabirde yatan bu büyük zat, aslında Sivas’ın yetiştirdiği en sıra dışı şahsiyetlerden biridir. Tarih araştırmacısı ve yazar İbrahim Denizli’nin anlattıklarına göre Kadı Burhanettin, sıradan bir alim değil; aynı anda hem kadılık, hem vezirlik, hem atabeklik hem de sultanlık yapmış ender devlet adamlarından. 1344 yılında Kayseri’de doğan Burhaneddin Ahmed, daha 14 yaşına geldiğinde Türkçe, Arapça ve Farsça’yı öğrenmiş, babasıyla gittiği Mısır’da fıkıh, hadis, tefsir, astronomi ve tıp gibi farklı ilim dallarında kendini yetiştirmişti. Dört mezhebin fıkıh bilgilerine vakıf olacak kadar derin bir ilim sahibiydi. Küçük yaşta başlayan bu ilim yolculuğu, onu ileride Sivas tahtına oturacak bir lider haline getirecekti.

21 Yaşında Kadı Oldu, Halkın Gönlünü Fethetti

Henüz 19 yaşındayken babasıyla birlikte hacca giden Kadı Burhanettin’in hayatı, dönüş yolunda Halep’te babasını kaybetmesiyle bambaşka bir yöne evrildi. 1364 yılında Kayseri’ye döndüğünde, Eretnaoğlu Gıyaseddin Mehmed Bey tarafından babasının yerine Kayseri Kadısı tayin edildi. Henüz 21 yaşındaydı. Genç yaşı nedeniyle bazı itirazlarla karşılaştı ama bu durum onu yıldırmadı. Tam tersine, verdiği adaletli hükümler ve sistemli çalışmalarıyla kısa sürede halkın gönlünde taht kurdu. Öyle ki, halk onun adaletinden o kadar memnundu ki, genç kadıya olan sevgileri her geçen gün arttı. Kadı Burhanettin, sadece hukuki bilgisiyle değil, aynı zamanda halkla kurduğu sıcak ilişkiler ve merhametli yaklaşımıyla da dikkat çekiyordu. Onun adalet terazisi, zengin-fakir, güçlü-zayıf ayırt etmeksizin herkese eşit mesafede duruyordu.

 

 

 

 

Sivas Tahtına Uzanan Yol: Kadılıktan Sultanlığa Bir Ömür

1375 yılında Eretna Devleti’nde başlayan karışıklıklar, Kadı Burhanettin’i siyasetin tam ortasına çekti. Onun dirayetini görenler, kendisini devlet işlerinde daha aktif rol almaya teşvik etti. Konya’dan Erzurum’a kadar uzanan geniş coğrafyada ismi dilden dile dolaşmaya başladı. Askeri dehası da kısa sürede ortaya çıktı ve 1378 yılında vezirliğe getirildi. Bir süre sonra devletin ileri gelenlerinin oluşturduğu meclis tarafından saltanat naibi seçildi ve nihayet Sivas’ta idareyi tamamen ele alarak sultanlığını ilan etti. Kendi adına para bastırıp hutbe okutarak, bağımsızlığını tüm dünyaya duyurdu. On sekiz yıl boyunca Sivas’ta hüküm süren Kadı Burhanettin, çevresindeki beyliklere hakimiyetini kabul ettirdi. Osmanlı Sultanı Murad-ı Hüdavendigar ile dostane ilişkiler kurarak, bölgesinde barış ve huzuru tesis etmeye çalıştı. Bir ilim adamı olarak başladığı hayat yolculuğu, onu bir devlet kurucusu haline getirmişti.

Son Savaş ve Sivas’ta Sonsuzluk: Kabrinde Bile Öğreten Alim

Kadı Burhanettin’in sonu, bir zaman dost olduğu Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman Bey’le arasının açılmasıyla geldi. Sivas yakınlarında yapılan savaşta hayatını kaybeden Kadı Burhanettin, vasiyeti üzerine Sivas’a defnedildi. Ölümünün ardından oğlu Alaeddin, Sivaslılar tarafından hükümdar ilan edildi. Ancak Timur’un Anadolu’ya gelme ihtimali üzerine Sivaslılar, şehri korumak için Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’e teslim etti. Böylece Kadı Burhanettin Devleti, 1398 yılında sona erdi. Bugün Sivas’ta, adını taşıyan mahalledeki mütevazı kabrinde yatan Kadı Burhanettin, aslında sadece bir mezar değil, aynı zamanda Sivas’ın hafızasıdır. Onun hikayesi, bir ilim adamının nasıl devlet adamı olabileceğinin, adaletin ve bilginin iktidar karşısındaki gücünün en çarpıcı örneklerinden biridir. Kabri başında durup düşünenler, sadece bir sultanı değil, aynı zamanda Sivas’ın manevi iklimini şekillendiren büyük bir gönül insanını anmış olurlar. Tarih araştırmacısı İbrahim Denizli’nin de vurguladığı gibi, Kadı Burhanettin’i anlamak, Sivas’ın ruhunu anlamak demektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir