Sivas’tan Osmanlı Saraylarına Uzanan Hayatlar
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sivas’tan saraya hizmet etmek üzere giden çok sayıda isim bulunuyor. Bu isimler arasında en çok bilinenlerden biri Zihniyar Hanım’dır. Sivas’a bağlı bir Çerkes köyünde dünyaya gelen Zihniyar Hanım, küçük yaşta Sultan II. Abdülhamit’in sarayına verildi. Abdülhamit’in tahttan indirilmesinin ardından Sivas’a döndü ve Sünnetçi Sokağı’ndaki bir konakta yaşamını sürdürdü.
Çevresi tarafından sevilen, saygı duyulan ve nüfuz sahibi bir kişi olarak tanınan Zihniyar Hanım, 1943 yılında Sivas’ta hayatını kaybetti. Mezarı Halifelik Mezarlığı’nda bulunmaktadır.
Sarayda Yetişen Sivaslı İsimler
Sivas’tan Osmanlı sarayına giderek orada yetişen ve hizmette bulunan pek çok isim bulunmaktadır. Aşubican Hanım (1891–1955) ve Şahinde Hanım (1895–1924), Marşan Prensi Abdulkadir Bey’in kızları olarak sarayda halaları Emine Nazikeda Kadınefendi’nin yanında büyüdü.
Pertev Hanım, Pempe Hanım (ö. 1963), Lalezar Hanım ve Mihri Hanım (ö. 1971) gibi isimler de küçük yaşta saraya alınarak Sultan II. Abdülhamit döneminde hizmet etti. Muazzez Hanım (ö. 1948) ise Sultan Reşat döneminde sarayda görev aldı.
Dilbahar Hanım (1885–1955), Cemile Sultan’ın sarayında eğitim aldıktan sonra Sivas’a dönerek hayatını burada sürdürdü. Feleknur Hanım (1888–1965), Bedr-i Kamer Hanım, Naksihalet Hanım (1886–1939) ve Zevkirizan Hanım (1890–1960) da sarayda yetişip daha sonra farklı hayatlar kuran isimler arasında yer aldı.
Sivas’a Dönenler ve Bıraktıkları İzler
Osmanlı hanedanının sürgün edilmesi ve saray düzeninin sona ermesiyle birlikte birçok Sivaslı isim memleketlerine geri döndü. Bu isimlerden bazıları Sivas’ta konaklar satın alarak yaşamlarını burada sürdürdü ve toplum içinde saygın bir yer edindi.
Dürriseza Hanım (1880–1940), Nigaristan Hanım (1869–1930), Çeşmifettan Hanım (1874–1951), Hüsnüeda Hanım (1901–1976), Zevkiyar Hanım (1880–1940) ve Hüsnücihan Hanım (1893–1967) gibi isimler, hem saray tecrübeleri hem de yaşam hikâyeleriyle dikkat çekti.
Fikrinihal Hanım (1880–1934) ve Nurbilal Hanım (1882–1950) da sarayda yetiştikten sonra evlenerek hayatlarına farklı şehirlerde devam etti.
Sivas’tan Osmanlı saraylarına uzanan bu hikâyeler, şehrin tarihsel ve kültürel zenginliğini gözler önüne sererken; aynı zamanda bir dönemin sosyal yapısına dair önemli izler taşıyor.