Ulaş’ta Bir 23 Nisan Sabahı: Hafızalardaki Bayram Coşkusu

0
WhatsApp Image 2026-04-23 at 09.34.40

Bir zamanlar bayramlar, takvimde işaretlenen sıradan günler değil; hafızalara kazınan, duygularla yaşanan özel zamanlardı. Özellikle 23 Nisan, çocukluğun en saf ve en unutulmaz anılarını içinde barındıran bambaşka bir dünyaydı.

Annelerimizin özenle yıkayıp ütülediği beyaz yakalı önlüklerimiz, bayramın temizliğini ve heyecanını simgelerdi. Okulun bulunduğu meydan günler öncesinden hareketlenir, bayram sabahı geldiğinde ise adeta bir şenlik alanına dönüşürdü. Köyde herkesin yüzünde aynı heyecan, aynı mutluluk olurdu; o gün sadece çocuklar değil, tüm köy çocuklaşırdı.


Küçük Harçlıklar, Büyük Sevinçler

Bayram sabahı erkenden hazırlıklar başlar, herkes en güzel kıyafetlerini giyerdi. Annelerimiz, bacılarımız ayrı bir özenle hazırlanırken; babalarımızdan yılda belki bir ya da iki kez aldığımız 25 kuruş harçlık, bizim için büyük bir zenginlikti.

O küçücük demir para, köyün iki tanıdık dükkânında büyük mutluluklara dönüşürdü: Horoz şekerlerinin cam kavanozlarda dizildiği Demircikli Cemal’in dükkânı ve rafları türlü küçük sevinçlerle dolu Hasan Duman’ın bakkalı… O dükkânların kapısından içeri girmek bile başlı başına bir heyecandı.

Horoz şekeri alır, hemen bitmesin diye yavaş yavaş yerdik. Bir balon ve Atatürk’lü kâğıt bayrak ise bayramın vazgeçilmezlerindendi. Bayrağı yırtılmasın diye dikkatle sallamak, çocuk yüreğimizde ayrı bir sorumluluktu.


Bayramın Ruhu: Birlik, Paylaşım ve Hatırlamak

Bayramın en unutulmaz anlarından biri de çocuk bandosunun çarşıya gelişi olurdu. Tertemiz kıyafetleri ve yüzlerindeki ışıkla dikkat çeken o çocukları, hayranlıkla izlerdik. Davul ve zurna eşliğinde halaylar çekilir, oyunlar oynanırdı.

Okul ise bu coşkunun merkezindeydi. Okul müdürü Hasan Şişek’in vakur duruşu, öğretmenler Ziya Güneş ve Uğur Bülent Çetin’in bizleri günler öncesinden hazırlaması, Salih Esmer’in disiplinli yaklaşımı… Hepsi yalnızca ders değil, hayatın kendisini öğretirdi. Ezberlediğimiz şiirleri büyük bir heyecanla okur, titreyen sesimize rağmen içimizi gurur kaplardı.

O günler gerçekten bayramdı. Sevinç ortaktı, mutluluk paylaşıldıkça büyürdü. Bugün imkânlar artmış olsa da o sade ve içten mutluluğun yeri hâlâ bambaşka. Belki de asıl mesele, o ruhu kaybetmemek; küçük şeylerdeki büyük sevinci yeniden hatırlamak. Çünkü bayram dediğin, biraz da hatırlamaktır.

Bayramınız kutlu olsun.
Eğitimci/Yazar Kenan Benli (Sivas/Ulaş)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir