Kayıp Bir Şehrin İzinden: Sivas Lisesi’nin Asırlık Hikâyesi
SivasData Mayıs 8, 2026 0
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Uzanan Köklü Bir Eğitim Yuvası
Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişiyle Sivas Lisesi, Türkiye’de açılan ilk üç lise arasında yer alıyor. Şehrin hafızasında derin izler bırakan bu tarihi okulun temeli, 1887 yılında dönemin valilerinden Sırrı Paşa tarafından atıldı. Ancak Paşa’nın görev yerinin değişmesi nedeniyle inşaata bir süre ara verildi.
Daha sonra Sivas’a gelen Vali Memduh Paşa, mevcut temelin yerini uygun bulmayarak okulun bugün bulunduğu noktada yeniden temel attırdı. O yıllarda böyle büyük bir eğitim kurumuna duyulan ihtiyaç nedeniyle Memduh Paşa, okulun yapımı için büyük gayret gösterdi.
Binanın planları başmühendis tarafından hazırlanırken, Sivas’ta bu ölçekte bir yapıyı inşa edecek usta bulunamadığı için Giresun’dan ustalar getirildi. İnşaatın temel taşına, üzerinde Memduh Paşa’nın adının yazılı olduğu kaya yerleştirildi. Yapımı yaklaşık dört yıl süren okul binası, 19 Haziran 1894 tarihinde dönemin Valisi Halil Bey tarafından eğitim-öğretime açıldı.
Çanakkale’nin Hüznünü Taşıyan Tarihi Miras
Sivas Lisesi’nin tarihi yalnızca eğitimle sınırlı kalmadı; okul, milletin kaderine yön veren önemli olaylara da tanıklık etti. 1915 yılında Çanakkale Savaşı’na katılan son sınıf öğrencilerinin tamamının şehit düşmesi nedeniyle okul, o yıl mezun veremedi. Bu acı hatıra, Sivas Lisesi’nin hafızasında derin bir iz olarak yaşamaya devam ediyor.
31 Mart 1918’de Hacı Hasan Hilmi Paşa döneminde okul binası kapsamlı bir onarımdan geçirildi. Büyük harcamalar yapılan bu yenileme çalışmalarıyla bina yeniden ayağa kaldırıldı. Bugün İstasyon Caddesi’ne bakan giriş kapısı 1930 yılında yapılırken, yapının asıl giriş kapısı taşlı sokağa bakıyor.
İki katlı olarak inşa edilen binanın alt katında derslikler yer alırken, üst katta müdür odaları, idari bölümler ve konferans salonu bulunuyordu. Alt katta yer alan ve duvarlarında kûfi yazılar bulunan iki büyük oda ise okulun camisi olarak kullanıldı.
Okul, kuruluşundan itibaren farklı isimlerle eğitim verdi. İlk olarak “idadî”, ardından “sultânî” olarak anılan kurum, Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifiyle “Sivas Lisesi” adını aldı. 1924-1925 eğitim öğretim yılında ise resmi olarak bu isim kullanılmaya başlandı.
Sivas Kongresi’nden Günümüze Yaşayan Tarih
Sivas Lisesi’ni yalnızca bir okul binası olmaktan çıkaran en önemli değerlerden biri de 4 Eylül 1919’da gerçekleştirilen Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yapmış olmasıdır. Milli Mücadele’nin dönüm noktalarından biri olan kongre, bu tarihi binada toplandı ve ülkenin geleceğine yön veren kararlar burada alındı.
Bu nedenle her yıl 4 Eylül’de okul ziyarete açılıyor. Kongrenin yapıldığı salon ile Mustafa Kemal Atatürk’ün kaldığı oda, dönemin ruhunu yaşatacak şekilde günümüzde de korunuyor.
Kongrenin ardından temsil heyetinin Ankara’ya gitmesiyle bina bir süre küçük zabit okulu olarak kullanıldı. Daha sonra sanat okuluna verilmek istense de öğrencilerin ve yöneticilerin çabalarıyla yeniden Sivas Lisesi’ne tahsis edildi.
Kongre döneminde okulun bazı sınıfları geçici olarak farklı konak ve evlere taşındı. Yedi sınıf Paşabostan’daki Burhaneddin Efendi Konağı’nda, ilk beş sınıf ise taşlı sokakta bulunan başka bir binada eğitim gördü.
1950 yılında okul binasının tamamen müzeye dönüştürülmesi düşünülse de seçimlerin ardından bu karardan vazgeçildi. Sivas Lisesi ve Kongre Müzesi olarak hizmet veren yapı, 1970-1971 eğitim öğretim yılına kadar öğrencilerini ağırlamayı sürdürdü. Daha sonra taşlı sokakta yapılan yeni okul binasına geçildi ve eğitim faaliyetleri burada devam etti.
Bugün Sivas Lisesi; yetiştirdiği devlet adamları, bürokratlar, bilim insanları ve aydınlarla yalnızca Sivas’ın değil, Türkiye’nin en önemli eğitim kurumlarından biri olarak görülüyor. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençlere yıllarca kapılarını açan bu köklü yapı, geçmişin izlerini geleceğe taşımayı sürdürüyor.