Sivas’ın Zihgir Ustası ve Spor İnsanı: Yasin Sarı’nın Geleneksel Yolculuğu

0
WhatsApp Image 2026-05-08 at 16.09.30 (1)

Sivas, tarih boyunca zanaatın ve yiğitliğin harmanlandığı bir şehir olmuştur. Bu kadim kültürün günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri olan Yasin Sarı, emeklilik hayatını sadece dinlenerek değil, Türk kültürüne ve gençliğine hizmet ederek geçiriyor. Evindeki kişisel atölyesinde ahşap ve kehribara şekil veren Sarı, aynı zamanda geleneksel Türk okçuluğu ve Uzak Doğu dövüş sanatlarındaki hocalığıyla Sivas’ın spor hafızasında kritik bir yer tutuyor.

Zanaatın Parmak İzindeki Güç: Zihgir

Türk okçuluk tarihinin en hayati parçalarından biri olan zihgir, Yasin Sarı’nın tezgahında yeniden hayat buluyor. “Zihgir nedir?” sorusuna verilecek en teknik ve sanatsal cevap, Türk okçusunun başparmağına taktığı o özel yüzükte saklıdır. Kehribar, ahşap ve özel taşlardan üretilen bu parça, sadece bir aksesuar değil, binlerce yıllık bir disiplinin biyomekanik bir mucizesidir.

Geleneksel Türk okçuluğunda “Mandal” adı verilen başparmak çekiş tekniği, kirişin tüm yükünü tek bir parmağa bindirir. Yasin Sarı’nın vurguladığı üzere, kirişin oluşturduğu devasa yükü sırtlayan başparmak kasını (Flexor pollicis longus) koruyan tek şey zihgirdir. Zihgir, basıncı dağıtarak parmağın hasar görmesini engeller ve okun hedefe daha stabil bir şekilde gönderilmesini sağlar. Sarı’nın ellerinde şekillenen kehribar zihgirler, yayın kabzasını kavradığınızda o kadim sıcaklığı ve estetik hazzı kullanıcıya hissettirir.

Sporla Yoğrulan Bir Yaşam: Wushu’dan Jiujutsu’ya

Yasin Sarı, sadece bir zanaatkar değil, aynı zamanda çok yönlü bir spor insanıdır. Geleneksel Türk Okçuluğu’nun yanı sıra Wushu Teo, Wushu Sanda ve Jiujutsu (BJJ) gibi branşlarda hoca düzeyinde yetkinliğe sahiptir. Sivas’ta Umay Spor Kulübü çatısı altında çalışmalarını yürüten Sarı, geleneksel Türk dövüş sanatlarını ve okçuluğunu genç nesillere aktarmak için büyük bir gayret sarf ediyor.

Okullarda düzenlediği hizmet içi eğitimler ve gençlere yönelik ücretsiz kurslarla dikkat çeken Sarı, sporun sadece fiziksel bir gelişim değil, aynı zamanda milli ve manevi bir karakter inşası olduğuna inanıyor. Sivas’ın çocuklarına Türk-İslam ahlakını, toplumsal adetleri ve töreleri aşılayan bu çalışmalar, kentin sosyal dokusu için sessiz ama derin bir hazine niteliği taşıyor.

Güç Sadece Kolda Değil, Detaydadır”

Yasin Sarı’ya göre geleneksel okçuluğun sırrı kaba kuvvette değil, anatomik detaylarda gizlidir. Yayın gerildiği o kritik saniyede; başparmağın yükü taşıması, işaret parmağının kilidi mühürlemesi ve bilek sabitleyicilerin kaya gibi sağlam durması gerekir. Türk okçuluğunun dünya savaş tarihindeki üstünlüğünün bu teknik detaylarda yattığını belirten Üstat Sarı, bu mirası keşfetmek isteyen herkesi Sivas’taki çalışmalarına davet ediyor.

Gözlerden uzak, tevazu içinde yaşayan bir gönül insanı olarak Yasin Sarı, hem tezgahındaki ahşaba hem de yetiştirdiği sporcuların karakterine şekil vermeye devam ediyor. Sivas’ın gençleri için bir ilham kaynağı olan Sarı’nın emeği, kültürel mirasın geleceğe taşınması noktasında büyük bir takdiri hak ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir