TÜRKİYE’Yİ GÜLDÜRÜRKEN DÜŞÜNDÜREN EFSANE: NEJAT UYGUR
Bir Halk Sanatçısının Portresi ve Toplumsal Mizahın Zirvesi
Türk tiyatrosunun unutulmaz ismi, halkın içinden gelen ve halkın dertlerini mizahın süzgecinden geçiren usta sanatçı Nejat Uygur, bıraktığı eserlerle hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor. 9 Ağustos 1927’de Kilis’te dünyaya gelen Uygur; öğretmen bir anne ve subay bir babanın evladı olarak Anadolu’nun dört bir yanını gezmiş, bu toprakların insanını yerinde tanımıştır. Ünlü sanatçı İsmail Dümbüllü tarafından keşfedilen yeteneği, onu Türkiye’nin en sevilen komedyenlerinden biri yapmıştır.
1. Sanatla Yoğrulan Bir Yaşam: Gemicilikten Sahne Işıklarına
Nejat Uygur’un hayatı sadece sahneden ibaret değildi. Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nde Zühtü Müridoğlu’nun öğrencisi olmuş, ancak mezun olmadan hayatın kollarına atılmıştır. Gençlik yıllarında pilot olma hayalleri kuran, hatta bu uğurda çarşaflarla yüksekten atlamayı planlayacak kadar cesur olan Uygur, o günleri şöyle anlatmıştır:
“Benim düşündüğüm ilk meslek pilotluktu. Manisa’da olduğumuz yıllarda, yatak çarşaflarını alıp yüksek bir yerden aşağı atlamayı planlamıştım. Tecrübe pilotu olarak önce ağabeyim atladı ve ayağını kırdı. Ağabeyim Zeki Uygur, şimdi Amerika’da ünlü bir beyin cerrahı.”
Maceracı ruhu onu gemici olmaya ve Panama şileplerinde çalışmaya kadar götürmüştür. Gemide arkadaşlarına anlattığı fıkralar ve yaptığı taklitler, insanların yüzünü güldürme tutkusunun ilk kıvılcımları olmuştur. 1949 yılında kurduğu “Nejat Uygur Tiyatrosu” ile profesyonel adımını atan sanatçı, 1950 yılında hayatını Necla Uygur ile birleştirmiş ve bu evlilikten beş erkek evladı dünyaya gelmiştir.
2. Toplumsal Eleştirinin Mizahla Buluştuğu Nokta
Nejat Uygur, sadece bir komedyen değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik ve siyasi yapısını en keskin şekilde analiz eden bir gözlemciydi. 13 yıl süren Anadolu turneleri boyunca halkın nabzını tutmuş, sistemin çarpıklıklarını sahneye taşımıştır. Onun sanat anlayışı, halkın çektiği sıkıntıları tiye alırken, belli bir kesimin refah içindeki yaşamını da acı bir dille ama kahkahalar eşliğinde eleştirirdi.
Özellikle “Sizinki Can da Bizimki Patlıcan mı?” adlı oyunu, Türkiye’nin bitmek bilmeyen sınıfsal farklarını ve vatandaşın bitmeyen çilesini en samimi şekilde anlatan başyapıtlarından biri olarak bugün bile güncelliğini korumaktadır. Uygur, komediyi bir araç olarak kullanarak, izleyiciye aynayı en doğal haliyle tutmayı başarmıştır.
3. Bir Devrin Sonu: Sahne Perdesini Kapatırken
2007 yılında geçirdiği felç sonrası sağlığını büyük ölçüde kaybeden usta sanatçı, ömrünün son yıllarını geçmişin güzel anılarıyla geçirmiştir. 18 Kasım 2013 tarihinde, 86 yaşında solunum yetmezliği nedeniyle aramızdan ayrılan Nejat Uygur, arkasında “armut dibine düşer” misali tiyatro bayrağını devralan evlatları Süheyl ve Behzat Uygur’u ve milyonlarca yaslı sevenini bırakmıştır.
Cenazesi Teşvikiye Camii’nden kaldırılan ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilen Uygur; heykeltıraşlığıyla, boksörlüğüyle, gemiciliğiyle ve en çok da eşsiz tiyatroculuğuyla Türkiye’nin gülen yüzü olarak tarihe geçmiştir. O, halkın içinden gelip halka geri dönen, acıları gülümsemeye dönüştüren gerçek bir halk kahramanıydı.
EDİTÖR:MAHMUT ERDOĞAN