Sivas’taki 284 Yıllık Gizem: Minareden Sarkan Zincirlerin Sırrı Ahilik Kültüründe Saklı
SİVAS’TA 18. YÜZYILDAN GÜNÜMÜZE ULAŞAN ZİNCİRLİ MİNARE CAMİSİ, MİNARESİNDEN SARKAN DEMİR ZİNCİRLERLE DİKKAT ÇEKİYOR. RİVAYETLERE GÖRE HER HALKASI FARKLI BİR DEMİRCİ USTASI TARAFINDAN DÖVÜLEN ZİNCİRLER, AHİLİK KÜLTÜRÜNDEKİ DAYANIŞMA VE KARDEŞLİĞİN SİMGESİ OLARAK GÖRÜLÜYOR. (TUFAN ÖZYAŞIN/SİVAS-İHA)
Sivas merkezde yer alan tarihi bir ibadethane, alışılagelmiş mimari kalıpların dışına çıkan tasarımıyla asırlardır görenlerin ilgisini çekiyor. Kentin Demircilerardı ile Küçük Minare mahalleleri arasında konumlanan ve 18. yüzyıldan günümüze kadar ayakta kalmayı başaran tarihi Zincirli Minare Camisi, minaresinden aşağıya doğru sarkan demir zincirleriyle dikkat çekiyor. Halk arasında kulaktan kulağa yayılan rivayetlere göre, bu zincirin her bir halkası geçmişte bölgede üretim yapan farklı bir demirci ustası tarafından örüldü. Bu yönüyle yapı, sadece mimari bir estetik sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Anadolu’nun köklü esnaf teşkilatlanması olan Ahilik kültürünün dayanışma, birlik ve kardeşlik bağlarını günümüze taşıyan canlı bir sembol olarak kabul ediliyor.
1742 Yılından Günümüze Ulaşan Vakıf Mirası
Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde, Seyyidoğlu Vakfı adına kayıtlı olan cami, tarihi kayıtlara ve üzerinde yer alan manzum kitabeye göre 1742 yılında inşa edildi. Seyyidoğlu Şeyh Hacı Muhammed Sadi tarafından yaptırılan bu önemli kültür mirası, mimari yapısı incelendiğinde geleneksel Anadolu cami mimarisinin en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Kesme taş temel üzerine kerpiç duvarlarla yükselen cami, ahşap direkli yapısı ve ahşap tavan işçiliğiyle dikkat çekiyor.
Gösterişten uzak, oldukça sade bir iç ve dış tasarıma sahip olan ibadethanenin avlusunda iki adet kabir yer alıyor. Bu kabirlerden birinin, yapının banisi olan Seyyidoğlu Şeyh Muhammed Sadi’ye ait olduğu tahmin ediliyor. Cami, sahip olduğu benzersiz tarihi ve kültürel değerler nedeniyle 1983 yılında “korunması gereken taşınmaz kültür varlığı” statüsüyle tescillenerek koruma altına alınmış durumda.
Her Halkasında Bir Ustanın Emeği Var
Caminin kuzeybatı köşe kısmında yükselen taş minaresi, onu diğer tarihi camilerden ayıran en büyük özelliğe sahip. Minareden sarkan ağır demir zincirlerin yapılış hikayesi resmi ve yazılı belgelere dayanmasa da, caminin bulunduğu konumun geçmişte Sivas’ın kalbi sayılan demirci esnafının yoğunlaştığı bölge olması bu rivayeti tarihsel olarak destekliyor.
Konuyla ilgili bilimsel detayları paylaşan sanat tarihi uzmanı Nurcan Yarıcı Demirdişer, yapının taşıdığı kültürel anlama dair şu bilgileri aktardı:
“Zincirli Minare Camisi, Sivas’ın zanaatkarlık mirasını ve dönemin mahalle kültürünü günümüze taşıyan en önemli vakıf eserlerinden biridir. Yapının en karakteristik yönü olan minaredeki zincirleri, basit birer demir halka ya da sıradan birer mimari süsleme olarak görmemek gerekir. Bu zincirler; emeğin, birliğin ve esnaf arasındaki kurumsal bağların somutlaşmış bir halidir. Tek bir demir halkanın tek başına kırılması kolayken, birbirine kenetlenen halkaların muazzam bir güç oluşturması, Ahilik teşkilatının temel felsefesiyle birebir örtüşmektedir.”
Ahilik Ruhu Bu Minarede Yaşatılıyor
Ahilik teşkilatının dürüstlük, meslek ahlakı, paylaşım ve toplumsal dayanışma ilkeleri, asırlar önce bu caminin minaresine işlenmiş durumda. Tek başına zayıf olan parçaların bir araya geldiğinde ne kadar sarsılmaz bir bütün oluşturabileceğini gösteren bu zincirler, Sivas esnafının tarih boyunca sergilediği birlik ruhunu simgeliyor. Cami, mimarisindeki bu çarpıcı ve hikayesi olan detay sebebiyle inşa edildiği ilk dönemlerden itibaren halk arasında resmi adından ziyade “Zincirli Minare Camisi” olarak anılmaya başlanmış ve bu isim günümüze kadar kalıcı hale gelmiştir. Günümüzde de hem yerli turistlerin hem de tarih meraklılarının kentteki ilk duraklarından biri olmaya devam ediyor.
